BİR LEYLA MASALI

Leyla

Mide bulantıları, iştahsızlık, halsizliklerle geçen herkesin yaşadığına benzer, sıradan bir hamilelikti benim için, Leyla’nın yolculuğu.
37.hafta geldiğinde beklenmedik biranda bize bazı işaretler yolladı,erken gelmek istediğini söylercesine. Saatler süren ağrı-sancı neticesinde 02.08.2013 te 23:30 da aramıza katıldı, çok şükür…
Normal doğum yaptığım için doğumdan kısa bir süre sonra yüz kaplan gücündeydim,sanki. Her şey buraya kadar ‘normal’di. Odaya geldiğinde yüzü-gözü şiş ve sürekli uyuyan bir bebek vardi, hemşirenin kucağında, pamuk gibi. Daha önce hiç Ds’lu bir bebek görmediğim ve 3-5 kere dışında bu sendromla ilgili bir fikrim olmadığından anlamamıştım, ne gözünden, ne burnundan ne de süt ememesinden… Bir tuhaflık varmış, ama anlayana, bana göre ‘tıpkı ben’.
Ertesi gün çıkmaya yakın odaya gelen çocuk doktorunun ısrarla araya bayram tatili girmeden bir genetikçinin görmesi iyi olur “gözleri biraz çekik” imalarını bile anlamayan bir anne. Biraz yorgun, uykusuz ve heyecanlı.. Hala söylerim “ben IQ’umun yarısını o doğumhanede bıraktım” diye. Yakınlarımızdan biri sessizce “acaba down sendromunu mu kastediyor dr?” Diyene kadar aklıma bile gelmedi bu ihtimal. “Yok canım bize benziyor bu çocuk, gidin diyorsa gidelim, ama birşey çıkmıcak bence” dedim.
Tüm rahatlığımla… Araya giren haftasonu ve pazartesi gittiğimiz genetik uzmanının odası ve duyduklarım. Burdan sonrası hala tam olarak net değil. Aradan kocaman bir 3,5 yıl geçti. Ama o odada ağlayarak sandalyeye çivilenircesine oturup bebeğimi giydiremeyip yardım istemek hala asılı kalbimde, aklımda, ruhumda…”evet fiziki bir kaç işaret var, ama ancak kromozoma bakılıp anlarız” diyen doktor ve sonrası.. 3 günlük bebek-anne-baba. O günden sonra bize önerilen araştırma hastanesine yaklaşık  üç ay boyunca her gün gittik. Tetkikler, sonuçlar, sarılık, enfeksiyon vs vs. Hepsi çok şükür geçti, gitti…🙏 3 gün ağladım, sonra ara ara, çok uzun zamandır HİÇ. Bu sürprizi kabullenme çok uzun sürmedi bizde, sorgulamadan geçtiysem o günleri, tek sırrı: benim down sendromlu bir bebeğin annesi olmam gerekiyormuş demek ki, diyerek konuyu kapattığım için.Aile, arkadaş ve Allah’ın desteğiyle… Eşimi o karanlık günlerden kurtaran da yine Leyla’nın kendisiydi. Haberi duyduğumuz gün balkona çıkıp epey bir ağlamış, sonradan duyduğum kadarıyla. Daha sonra bi hayal gelmiş gözünün önüne..Leyla büyümüş, kocaman bir kız hayalinde. Ve anne babasının ağladığını duyup odasından yanımıza gelip bize soruyor “baba ben böyle olduğum için mi ağlıyorsunuz?!” Eşim bunu bana anlattığında çok etkilendim, utandım ve o gün bende bıraktım ahlanıp vahlanmayı. O günden itibaren Leyla bizim evimizin neşesi, en kıymetlisi, prensesi. Tüm ailemiz için çok özel ve değerli. Düştüğüm, karamsarlığa kapıldığım olmuyor değil, insanım, anneyim, ama bunlar asla kızımla ilgili değil. Bu kirli-acımasız dünya düzeniyle ilgili. Hep söylüyorum, özel çocuk annelerinin derdi evlatlarıyla ilgili değil, sistemle ilgili. Evlatlarımızın ayrıştırılmadan,farklılıklarıyla kabul edildiği, ebeveynlerin madden sömürülmediği bir ülke-hayat hayalim-iz. Gerisi zaten kolay. Değil mi ki biz yüz kaplan gücünde anneleriz!

Sevgilerimizle…MeraLeyla💕

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir