second-child-harder-than-first-article

HAYATA GEÇEN DÜŞÜNCELER

Bir düşünce düşer aklımıza, isteriz ki gerçekleşsin, harekete geçeriz, gayret ederiz, Allah gayreti sever. Niyetini görür, gayretini görür ve en sonunda mükâfatlandırır.

Bugün ailemizi büyütme kararı aldığımız günden bir sonraki önemli gün. Kızımız için önemli bir adım daha attık ve resmi olarak da kızımızı istediğimizi kanıtladık. Aylardır uğraştığımız ve biriktirdiğimiz evrakları en sonunda sosyal hizmet uzmanına teslim ettik ve bir oh çektik.

Bugün ikinci çocuğumuz sadece bir düşünce olmaktan çıktı ve resmi bir dosyaya dönüştü. Artık resmen iki yıl içinde bir kızımız daha olacak.

Peki, bundan sonra ne yapacağız? Nasıl olsa şimdilik ikinci bir çocuğa hazır değiliz ama iki yıl sonra isteyeceğiz, bundan eminiz. “Hazır olduğumuz gün bir telefon çalacak ve bebeğiniz sizi bekliyor, gelin görün.” diyecekler, biz de gideceğiz ve seni ilk kucağıma aldığımda kulağına şöyle fısıldayacağım: “Hoş geldin Sevgi, hoş geldin bebeğim.” Senin için çoook önceden hazırlıklara başladık. Birçok doktordan sağlık raporu aldık, mezuniyet belgelerimizi, özgeçmişlerimizi, mal varlığımızı sunduk, seni ne kadar istediğimizi anlattık durduk, anlatmaya da devam edeceğiz. Üç görüşme daha olacak. Görüşmelerde yine seni ne kadar çok istediğimi ve sana nasıl bir anne olacağımı anlatacağım.

Şu aşamada beni tek üzen şey senin için geçtiğimiz bu büyük adımları aile büyüklerinin pek anlamıyor oluşu. Keşke onlar da anlasalardı heyecanımızı. “Hamileyim” desem havalara uçarlar da, evrakları teslim ettik deyince aynı etkiyi yaratmıyor galiba:) Anneme ve babama bakıyorum, gayet soğukkanlı dinliyorlar bu büyük adımları. Onlar içlerinde neler yaşıyor acaba? Şaşkınlar mı? Karışıklar mı? Endişeliler mi? Havalara uçmuyorlar orası kesin:) Tek buruk yanım bu. Hamile olmak ile aynı etkiyi yaratmıyor evrak teslimi. Benim içsel hamileliğim ise çoktan başladı. İki yıl sürecek, bence şimdiden hormon değerlerim değişmeye başladı. Ama kim anlar ki karnım büyümeden içimdeki kimyasal değişimi? Sen anlarsın evlat edinen anne. Evet, beni bir tek sen anlarsın. İyi ki varsın.

Mona bize iki yaşında gelmişti, Sevgi ise birkaç aylıkken gelecek, böylece bebek sevgisini de tadacağız. Hep eskiye gidiyor kafam: “Doğal yoldan çocuğunuz olmayacak.” sözü iyi ki doktorumun ağzından çıktı. Çok şükür ki doğurmadan ikinciye anne olabilmenin zevkini tadacağım. Vücudumun son bir yıldır aynı doğuran bir anne gibi hormon salgıladığını biliyor musunuz? Vücudumdaki değişimleri doğuran arkadaşlarımınki ile kıyasladığımda, aynı değişimleri kendimde de gözlemliyorum. Mucize gibi.

Belki de bu planların hiç biri olmayacak, her şeyi yine en son Allah biliyor diye bitirmek istiyorum çünkü hayatta hiçbir şeyi iddia etmemeyi ve hiçbir şeye kesin gözüyle bakmamayı ve yaratanın planına uymayı anneliğe yolculuğum bana öğretti. Öğrenmeye devam eden anneliğe yolculuktaki dostlarıma selam olsun. Sizi seviyorum.

slide1

EVLAT EDİNMEK İSTEYENE TÜM KAPILAR AÇILIYOR

Evlat edinirken bence en zorlayıcı bölüm gereken evrakların toplanması bölümüydü. Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden alınan ruh sağlığı raporunu ve madde veya uyuşturucu bağımlısı olmadığımızı gösteren raporu almıştık. Tek kalan rapor devlet hastanesinden alınacak olan akciğer filmi ve enfeksiyon hastalığı olup olmadığını gösteren kan tahlili raporuydu. Bir an panik oldum, hangi devlet hastanesinden alacağım derken yolda bir tanesi gözüme ilişti, evime de çok yakındı. Mona’yı kreşten alıp gittim. Danışmaya doğru yöneldim ve “Evlat edinmek için iki rapor gerekiyormuş.” dedim. “Tamam, yarın sabahtan gelirsen hallederiz” derken, bayan, “Bak!” diyerek diğer bayanın elini alıp karnına götürdü, o sırada anladım ki bayan hamileydi. (Buradan ona selam olsun) “Hamile misiniz? Hayırlı olsun” dedim ve sonra ekledim “Bizim olmadı, biz de evlat edinmeye karar verdik” dedim. Mona’yı gösterdi, “O senin mi?” diye sordu. “O da benim tabi, koruyucu annesiyim.” dedim. Gülümsedik, selamlaştık ve oradan ayrıldım.

Ertesi gün, sabahtan tekrar hastaneye gittim, hamile bayan oradaydı ve bana dedi ki: “Ay kusura bakmayın, dün gece uyuyamadım, hep sizi düşündüm, siz öyle, “Bizim çocuğumuz olmadı” dediniz, ben de yanınızda hamileliğimi konuşunca üzüldüm, sizi üzmek istemedim” dedi, Allah’ım ne kadar ince görüşlü, ne tatlı bir insan. “Olur mu öyle şey? Ben bu konuyu çoktan aştım, içiniz rahat olsun.” dedim. Hakikaten Mona’dan önce olsa, çok üzülebilirdim, çünkü o dönem bırakın hamile kadın görmeyi, bebek bezi reklamı bile beni üzmeye yetiyordu.

Neyse enfeksiyon raporu için kan almaya laboratuvara gittim, oradan elime bir tüp ve bir de numara verdiler ve numaramın yanmasını beklemeye başladım. Bir yandan Mona ile oyunlar oynuyorduk. Sıramız gelince laboratuvara girdik.  Mona’yı gören herkes onu sevmek ve onunla konuşmak istiyor her zaman. Kan alan bayan da Mona’ya laf attı ve “Bak burada da bebek var” diyerek karnını gösterdi. Böylece ikide iki hamile bayanla karşılaşmış oldum. Hastaneden çıkışta akşama doğru bir arkadaşımla buluşmaya gittim. O da demez mi “Ben hamileyim.” Meğerse bana bu haberi vermek ve beraber kutlamak için buluşmak istemiş.

Şimdi düşünün: aynı gün içinde üç hamile ile karşılaşma olasılığım yüzde kaç? Kadın doğumcu olsam neyse… Resmen Allah gözümün içine soka soka “Bak artık hamile gördüğünde kıskanmıyor, üzülmüyor tam tersi, onlar için çok mutlu oluyorsun. Sen artık büyüdün Neva ve bu sınavı da geçtin. Artık sen de bir annesin ve ikinciye anne olmak için karşına çıkardığım bu üç hamile bayanla beraber sen de HAMİLESİN. Evlat edinmek de bir doğum şeklidir diyen arkadaşım Duygu’nun sözleri o gün Allah tarafından her hücremde hissettirildi. Allah her yerde ve her an bize bir şeyler öğretiyor. O’nun öğretilerini izlemek Aşk’ın kendisi. Bir kez daha aşık oldum yaratıcıma.

Dün sonuçları ve raporları almaya hastaneye gittiğimde, raporların ne için gerektiğini kime söylesem bana öncelik verdi. “Evlat edineceğim” dediğimde herkes bana yardımcı olmak istedi, sırasını verdi, enfeksiyon doktoru Mona’ya hayran kaldı, hocama kartımı verdim, “Koruyucu ailelik ile ilgilenirseniz siteyi inceleyebilirsiniz.” dedim. Buradan selam olsun hocama. İnanın işlerim su gibi aktı, çabucak bitti. Benim için zaman durdu, kızım için sonsuzlukta dans ediyor gibi hissediyordum. İşte böyle dostlar… Henüz kızım kucağımda değilken bile bu kadar hoşgörü ve iyi niyet ile karşılaşıyorsam kızım kucağıma geldiğinde ve büyürken nasıl iyiliklerle karşılaşacağını siz düşünün. İnsanların evlat edinmeye ne kadar duyarlı olduklarını gördüm ve bir kez daha şükrettim.

Hastaneden ayrılıyorken danışmadaki hamile bayanın yanına gittim, “Her şey için teşekkürler.” dedim, “Kızın size geldiğinde mutlaka bize getir, sevelim.” dediler. “İki sene sonra ancak” dedim. “Süreç nasıl işliyor?” diye sordu. Biraz uzaktaydım, yanına yaklaştım. Süreci anlattım. “Ben de düşünüyordum, hamile kalmasam başvuracaktım” dedi. Sonra bana açılmaya başladı…

İşte bu. Kadınlarım, annelerim, dostlarım, sevdiklerim birbirimize ayaküstü açıldığımızda bile edindiğimiz zevki başka yerde hissede bilir misiniz? Ben bundan daha büyük bir zevk bilmiyorum. Beni anlayan, aynı acılardan geçmiş kadının, dostumun gözüne bakıyorum ve orada o sonsuzlukta kalıyorum. Hikâyesini burada paylaşamam çünkü izin almadım ama belki bir gün kendisi bize yazar. Onun elini tuttum, yüreği sıcacıktı, şefkat ve merhamet, ilahi aşk ve sonsuz sevgi oradaydı. Elini öptüm, seni seviyorum dedim. O da ayağı kalktı ve saygı ve sevgi ile baktı bana. İki gözyaşı döküldü gözlerimizden. Birbirimizi anladık, fazla konuşmadık ama yüreklerimiz aktı gitti.  Selam olsun sana güzel anne. Anneliğe yolculuğun sevgi ile aksın. Seni seviyorum.

Binadan çıktım ve mutluluktan ağladım, Allah aşkının zevkiydi bu. Acıdan doğan aşk. Bu Allah’ın güzelliklerini dünyada izleyebilmenin zevkiydi. Bu dünya böyle dostlar, acı gelir, kalbi vurur, oradan çıkan alevlerin aynısını gördüğün yüreklerle bir olursun ve aşka gelirsin. Allah çoklukla böyle anları yaşamayı nasip etsin inşallah. Tabi ki acı ile değil iyilikle mutlulukla olsun bundan sonra. Amin.

 

kendine-sarilan-kadin-3-1280x720

EVLAT EDİNMEK DUYGUSAL BİR SÜREÇ

Sanırım hamilelik döneminde olan duygusal çalkantıların tam ortasındayım. Bir tarafım doğuramayacağıma üzülürken bir tarafım gelecek olan kızımın masumiyetine ve verdiğimiz kararın ilahi kısmına hayretle bakıyor. İki gündür gribim, hastalık enerjimi düşürdü ve daha hassas hale geldim. Son iki yıldır bir çocuk doğuramadığıma ağlamamıştım, iki yıl sonra dün ilk defa ağladım. Tabi ki bazen üzülüyorum bir çocuğu doğuramadığıma, bunu yadsıyamam, bu benim hayatımın bir parçası. Ben doğuramayışımla bu hayatta tekâmül ediyorum. Bu şekilde iki çocuğa annelik yapabiliyor ve onlarla aile olabiliyorum. Hayatta herkesin yaraları var. Benim gönül yaram da bu. Bu yara ile büyüyüp güçleniyorum. Dün gönül yaram biraz kanadı ve üzüldüm. Annemi istedim. Annem olsaydı yanımda, saçlarımı okşasaydı, beni öpüp koklasaydı… Ama uzaktaydı, evliydim, çocuğum vardı ve benim kendi ailem vardı. Onların bana ihtiyacı vardı, dik durmalıydım ama yapamadım, küçüldüm, ufacık oldum, güçsüz olmak istedim, kızıp bağırmak, esip gürlemek istedim, yaptım da ama kendime yaptım. Kimseye yapamam çünkü kimsenin suçu yok. Suç yok ki. Kafamda yarattığım ve adlandıramadığım garip düşünceler var sadece. Neyse ki gelip geçici.

Evet… Evlat edinmek karmaşık duygular demektir. Hele bir de uzun yıllar çocuğunuz olmadıysa… Doğuramamak canını acıtır ama doğurmadan anne olmanın zevki de sıcak bir yaz günü yenen kaymaklı dondurma gibidir.

Koruyucu annesi olduğum kızım Mona benim biriciğim. Kardeşi Sevgi iki yıl sonra aramıza katılacak. Benim iki güzel kızım olacak. Bunun arkasında yer alan o müthiş duygular… Anlatılmaz yaşanır… Yıllarca çocuksuz kalıp evlat edinmeyen veya koruyucu aile olmayan dostlar, hadi bir cesaret… Bu süreçte çok değişik duygular var. Tadın derim.

mmpi-nedir

MINNESOTA TESTİ

RUH SAĞLIĞINI BİLDİREN RAPOR

Bu testi ruh sağlığı raporu almakiçin doldurmanız gerekiyor. Evlat edinen bir çiftin psikolojik açıdan çocuğa bakabilme yetisinin olması çok önemli. Dolayısı ile psikolojimizin nasıl olduğunu gösteren çok yönlü kişilik envanteri olan Minnesota testini yapmaya bu sabah yine ruh ve sinir hastalıkları hastanesine gittik. Bu sefer Mona’yı okuluna bıraktık. Soruları onunla çözmek zor olurdu tabi. Minnesota testi 566 soruluk bir test. Soruların yanında bir de cevap kağıdı veriyorlar. Cümleleri okuyarak cümlenin sana göre doğru veya yanlış olduğunu işaretliyorsun. Örneğin şöyle  cümleler oluyor sorularda: “Çoğu zaman başkalarına öfkelenirim.” “Başkalarının istekleri doğrultusunda yaşarım.” “Annemi severim.” “Küçükken sıklıkla okuldan kaçardım.” vb. Üç yıl önce koruyucu aileliğe başvururken de aynı testi doldurmuştuk. Alıştık artık, süreci biliyoruz. O zaman sonlandırmak daha uzun sürmüştü, herhalde sorulara aşina olduğumuzdan mıdır nedir, bu sefer iki saatte bitirdik. 341. soruda bir ara vermek istedim, çünkü onca soru beynimi yordu. Bir kahve molasından sonra devam ettik.

İlk yüz soru çok hızlı geçiyor, sonrası artık ne yaptığının farkında olmadan biran önce bitmesi için çözüyorsun, sonlara doğru biteceğinin getirdiği mutlulukla zevkine varıyorsun ve hızlanıyorsun.

Her şeyi oyuna çevirince hayat ne güzel…

img_1391-1

25.11.2016 İlk Adım Sağlık Raporu

İLK ADIM: SAĞLIK RAPORU

Bu sabah büyük bir heyecanla erkenden kalktım. Kızıma kavuşmanın heyecanı bu. İçten içe dalga dalga tüm hücrelerime yayılan bir heyecan. Anne olmanın heyecanı. Kızım bize geleli on ay olmasına rağmen hala anne dedikçe; “Bu gerçek mi?” diye soruyorum Allah’a? “Allah’ım gerçekten bu kız benim kızım mı?” İnanamıyorum. İyi ki uzun süre çocuk hasreti çekmişim, çünkü bu şekilde kızımın kıymetini biliyorum. Şimdi de ikinci kızım olacağının fikri beni çift kat heyecanlandırıyor, çift kat şaşırtıyor. Ayyyy valla bu heyecan çok fazla… Neyse derin bir nefes alıp vereyim de kendime geleyim yoksa yazıyı bitiremeyeceğim…

Sabah erkenden eşim ve kızımla beraber hastaneye gittik. Erkenden gitmemizin sebebi ilk sırayı alabilmekti. Doktor 08:30’da gelecekti ama biz 07:40’da orada hazır bekliyorduk. Saat 8 olunca ilk sırayı aldık ve beklemeye başladık. Evlat edinme biriminin verdiği dilekçeyi idari binada sisteme işlettik. Sıra geldiğinde doktor önce benimle görüşmek istedi. Birkaç soru sordu. Hiç psikolojik destek aldınız mı? Ailede psikolojik rahatsızlığı olan var mı? İlkokulda sınıf tekrarı oldu mu? Neden evlat edinmek istiyorsunuz? Kızınız sizin mi? (Mona’dan bahsediyor) Çocuk sahibi olmakta biyolojik olarak zorlandığımızı, kaç kere tüp bebek denediğimizi, Mona’nın koruyucu ailesi olduğumuzu ve evlat edinmek istediğimizi anlattım. Şunu anladım ki koruyucu aileliğe başvururken ne kadar toymuşum ve seneler geçtikçe, hele bir de anne olunca süreç ne kadar görünür olmuş gözümde. Ne kadar rahatım ve sadeyim ve tecrübeliyim artık. Evet, kesinlikle daha tecrübeliyim bu sefer.

Sağlık raporu süreci uzun bir süreç demiştik; daha bitmedi; ben psikiyatristin odasından çıktıktan sonra eşim girdi aynı odaya. Ona da aynı sorular soruldu. Doktorun verdiği iki evrakla Anatem’in binasına yöneldik, ağaçların içinden kızımızla romantik bir yürüyüşün ardından binaya vardık. Madde bağımlılığı veya alkolik olma durumumuza bakmak için idrar tahlili gerekiyor dediler. Önce eşim girdi, ben Mona’yla bahçede gezindim. Mona da durmuyor, “Okula gidelim” diye tutturuyor. Canı sıkıldı tabi. Sonra ben girdim.

İdrar tahlili de bitti. Şimdi hedefimiz idari bina. Burada da sosyal hizmet uzmanı bize bir takım sorular sordu. Okuduğunuz son okul? Liseye kadar hiç sınıf tekrarı yaptınız mı? Kaç kardeşsiniz? Hiç psikolojik destek aldınız mı? Sosyal inceleme yapmak için üç kişinin telefonunu istedi. Ben de can dostlarımın telefonlarını verdim. Dördümüzün olduğu bir whatsup grubumuz var. Oradan da “Kızlar hazır olun, sizi arayacaklar.” dedim. Hemen aramışlar valla. Karakterimi sormuşlar. Sordukları sorularla aralarında dalga konusu oldum gerçi. Hahahhaha….

Valla hep diyorum ya; Gelecek kurmak zaman alır, yolun tadını çıkar!

maraton-planes

24.11.2016 Evlat Edinmeye Başvuruyoruz

İLK BAŞVURU HEYECANI

Mona’nın biyolojik ailesi ile görüşmesi Taksim’deki aile ve sosyal politikalar bakanlığı il müdürlüğü binasında oluyor. Aslında İstanbul’daki tüm koruyucu ailelerin, çocuklarını biyolojik aileleri ile görüştürmeye geldikleri tek yer burası. Burada evlat edinme birimi, kreşler birimi gibi başka birimler de var. Hepsi aynı binada olduğundan işimiz kolaydı. Bir alt kata indik sadece.

Görüşme bir saat sürdüğü için yeterli zamanımız da vardı. Evlat edinme birimine girdik ve “Biz evlat edinmek istiyoruz.” dedik. Evet bu kadar kolay aslında. Uzman bayan bize gerekli olan evrakların bir listesini verdi ve “Toplayıp getirmeniz için iki ay süreniz var” dedi. Maraton başlasın! Allah’ım böyle zaman kısıtlı olduğunda ben heyecan yapıyorum. Baksanıza; neredeyse bir ay olmuş, biz daha yeni bugün ruh ve sinir hastalıkları hastanesine gidebildik. Alınması en uzun süren rapor sağlık raporu olduğu için ilk ondan başlamakta fayda var.

SAĞLIK RAPORU RANDEVU

Önce ruh ve sinir hastalıkları hastanesindeki sürecin nasıl ilerleyeceğini sormak için kızımla teftişe çıktık. İçerisi çok güzeldi, bol ağaçlıklı, hava da müthişti o gün. Kızımla ormanda yürüyüşe çıkmış gibiydik. Birkaç bahçe ve çayır geçtikten sonra binaya geldik. İçeri girdiğimizde görevliye aile ve sosyal politikalar bakanlığı evlat edinme biriminin vermiş olduğu sağlık raporu talebinin bulunduğu dilekçeyi uzattım. “Yarın sabah saat 8’de burada olun.” dedi. Randevumu da almış bir şekilde huzur içinde eve döndüm.

0227

23.11.2016 Kızıma Mektup

Evlat Edinme Süreci – Yazı Dizisi

Dört yıl önce anne olmak istediğimde olamadım. Dört yıl çocuk hasreti çekerken çok zorlandım. Koruyucu annesi olduğum kızım Mona ile başlayan annelik serüvenim şimdi evlat edineceğim kızım Sevgi ile devam ediyor. Başvurumuzu yapmaya başladığımız günden itibaren hamilelik dönemim başladı sanki. Benimkisi kalp hamileliği…

Evlat edinme sürecimizi bir yazı dizisine dönüştürüyorum. Bu şekilde evlat edinmenin aslında ne kadar eğlenceli ve kolay olduğunu göstermek istiyorum. Kızımız şu anda doğmadı bile ama ona yazdığım bir mektupla başlamak istiyorum. Böylece onunla geleceğimizi hayal edebiliyorum.

Merhaba Güzel Kızım,

Sana yaklaşık iki yıl sonra kavuşacağım. Ablan Mona’nın sürecinde şimdiki kadar bilinçli değildim. O zaman sadece bir çocuğum olsun istediğim için başvurmuştum. Şimdi ise sana kavuşmanın isteği ile başvuruyorum. Baban da ben de çok heyecanlıyız. Henüz ablan üç yaşında, o beş yaşında olduğunda sen ailemize katılacaksın. Seni o kadar çok istiyoruz ki şimdiden başvurumuzu yapıyoruz. Zaman burada çok hızlı geçiyor, sana kavuşacağımız günü ve Mona’nın sana ablalık yapacağı günleri heyecanla bekliyorum. En mükemmel zamanda kavuşacağız kızım.

Sevgiyle kal,
Annen

01-eglence-baslasin

20.11.2016 Eğlence Başlasın

Bir kızım daha olsun istiyorum

Bildiğiniz gibi kızım Mona’nın koruyucu annesiyim. Mona benim ilk göz ağrım, canım kızım.
Mona’dan sonra dedim ki kendime “Benim üç kızım olacak!”. Kız çocuklarını çok seviyorum.
Biyolojik olarak çocuğumuzun olması zor ve çok uğraş verdiğimiz bir süreç. Dolayısı ile daha fazla tüp bebek deneyerek hem vaktimi hem de nakdimi harcamak istemiyorum. Daha ulvi, daha mükemmel olanı seçiyorum. Ve evlat edinmek istiyorum. Eşim de beni destekliyor.

Haydi, eğlence başlasın. Dört kişilik bir aile olmaya hazırız.