DİĞER ANNEN

hayal-manset

 

 

Anneliği başka bir anne ile paylaşmak

Bu hisse ilk defa dün kapıldım. Neden mi? Dün kızımla (Mona) bir şarküteriye girdik. Ben zeytin seçerken, Mona da biyolojik annesinin ona her buluşmada aldığı ve yedirdiği bir yiyeceğe doğru yöneldi. Ve ilk defa diğer annesinden bahsetti. “Annem bundan yediyiyoy” bana dedi. “Annemle babam beni çok seviyoy” dedi sonra. Gerçek kafama indi o an. Belki bundan sonra 50 yıl daha yaşarsam geri kalan ömrümün bir gerçeği olan diğer anne ile ilk defa o an tanıştım. Aslında Mona’yı biyolojik annesi ile görüşmesi için bakanlığa her ay ben götürüyorum. (Bu görüşmelerde biz aileyi görmeyiz, sosyal hizmetlerde görevli sevgili psikoloğumuz Mona’yı bizden alır biyolojik ailesine gösterir, biz de görüşme süresince öğle yemeği yeriz.) Biyolojik annesi benim için çok doğalken bir anda anne kelimesini Mona’nın ağzından duymak bambaşka bir his uyandırdı bende. Anne kelimesi derinleşti içime işledi. Sonra anladım ki; kelimenin kimin ağzından süzüldüğü kelimeyi ya yüzeysel ya da derinde yaşatıyormuş bize meğerse. Mona’nın ağzından duymak bende diğer anne algısı uyandırdı. Herkese biyolojik annesi var diye anlatan ben, kendi içimde diğer anne algısı yarattım. Ve bu diğer anne biyolojik anneden daha kuvvetliydi sanki. Şimdi üç anne oldu kafamda. Biri ben, ikincisi herkese söylediğim biyolojik annesi, üçüncüsü ise derinlerde bir yerde kıskandığım diğer anne. Diğer anne gerçekte var olmayan ama benim üçüncü olarak kafamda yarattığım, kıskandığım, kendime rakip gördüğüm hayali bir kahraman. Kendime çok güldüm sonra.

Diğer anne nereden mi çıktı? Şarküteride Mona tutturmaya devam edince “anne bundan al, bundan al” diye… Ben de bir anda “Diğer annen alsın.” derken buldum kendimi. Biyolojik annen alsın diye mi söyleyecektim yani? Biyolojik anne böyle çok sıradan gündelik hayatta kullanabileceğim bir kelime değilmiş demek mi. Diğer anne daha mantıklı geldi kulağıma o anda. Çünkü kasada para ödüyor durumdaydım. Ayrıca tezgâhtarın “Başka bir arzunuz var mı?” sorusunun içine sığdırdığım diğer anne figürü ile boğuşmam henüz bitmişti, tezgâhtarın yüzünü bile hatırlamıyorum. Çok garip, komik, şirin bir tecrübeydi. Şarküteriden çıkıp temiz havayı içime çekince “Annenle baban seni çok seviyor evet kızım” dedim. “Senin iki tane anne ve iki tane baban var, şanslı kızım benim” dedim. Sonra arabaya binip evimizin yolunu tuttuk.

Hayat sen nelere kadirsin.

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir