İki Umut Düştü Yüreğime

01-eglence-baslasin

 

Günlerden bir gün bir arayış içerisine girdim. Düşündükçe düşünüyorum. Acaba topluma yararlı nasıl bir iş yapabilirim. Küçük yaşta evlenmiş, dört çocuk sahibi olmuştum. En büyük çocuğumuz üniversiteyi bitirmiş ve atanmış, ikinci çocuğumuz üniversiteyi kazanmış, üçüncüsü üniversiteye hazırlık aşamasında ve sonuncusu ise on yaşında; ben ise henüz otuz yedi yaşındaydım.

Hayat böyle geçerken düşüncelere dalıyor, içimde yaşadığım eksikliğin varlığını hissetmeye başlıyordum. Bir gün akrabalarımla otururken aniden, bütün benliğimle içimdeki arayışın çözümünü buldum. Evlat! Hemen aklıma geleni yanımda oturan akrabalarım ve çocuklarımla paylaştım. Eşimde salonda oturuyordu ve koşarak ona da anlattım. O kadar heyecanlanmıştım ki, yerimde duramıyordum. Herkes şok olmuştu. ‘’Evet!’’ dedim. Bir yetime sahip çıkmak. Rabbim’e şükür etmenin en güzel yolu. Rabbim’den öğrendiğim buydu. ‘’Yetimlere sahip çık! Sahipsizlerin sahibi benim’’ diyordu. O güzel Resul de yetimdi. Ve yetimlere sahip çıkardı. Ve himayesine aldığı üç tane yetim vardı. Sadece annesiz ve babasızlara denmiyordu yetim. Artık bunu biliyorduk. Anneli ve babalı yetimler de vardı bu hayatta. En büyük örneğimiz olan Resulullah’ın, himayesine aldığı üç yetimde sevgiye ve ilgiye muhtaçtı. Biri Zeyd, diğeri Ali, üçüncüsü ise Enes. Onun evinde büyümüşlerdi. O bize örnekti, o örnekliği hayatımıza taşımalıydık. Rabbim’iz buyurmuyor muydu; ‘’Her türlü iyileştirme onları yüz üstü bırakmaktan hayırlıdır’’ diye. Ve serüven başladı. Önce çocuklarımı ikna ettim. Bu çok zor olmadı. Eşim beni biraz yordu. Ailesinden ve toplumdan çekiniyordu. Büyük bir çaba sonucu eşimi de ikna ettim. Ve başvurumuzu hayırlısıyla yaptık.

Tam altı ay sürdü bekleyişimiz. Annem son iki aydır ağır bir hastalık sürecine girmişti. Ve Umut’umuzu bize verdikleri günün ertesinde, annem vefat etti. Annem merakla bekliyordu, ama onu göremedi. Sadece çocuğumuzun bize verildiğini, evimize geldiğini öğrenebilmişti. Umut’umuz on aylıktı. Onu kucağıma aldığım zaman, ilk çocuğumda hissettiğim duyguları hissetmiştim. Çok karmaşık, adını koyamadığım garip duygular… Bize, ‘”Umut’u götürebilirsiniz’’ dediklerinde çok şaşırmıştım. ‘’Hemen mi?’’ dedim. ‘’Evet’’ dediler. Ve “Umut”umuzla evimize geldik. O kadar mutluydum ki kendimi çok özel hissediyordum. Çünkü bizi yaratan, gözeten, koruyan Rabbimiz bize tavsiyede bulunmuş, ben de talep etmiştim. Nihayetinde Rabbim bunu bana nasip etmişti. Çocuklarım varken ve henüz genç olmama rağmen, yani tekrar bir çocuk sahibi olabilecekken, neden yuvadan çocuk aldığımı etrafıma anlatmakta güçlük çekiyordum. Diyordum ki; ‘’zaten kendi çocuğuma sahip olma duygusunu tattım, neden sevgiye muhtaç yetim çocuklara sahip çıkmayayım ki?’’ Tabi çoğu kişi buna anlam vermiyordu.

Umut hayatımıza girdikten sonra kendimi çok farklı hissetmeye başladım. Çünkü gün be gün hem duygusal hem de fiziksel olarak, değiştiğini hissediyordum. İlk aylarda Umut çok hastaydı. Sağlığına kavuşması için çok çaba sarf ettik. Hamd olsun, birkaç ay içinde sağlığına kavuştu. Sevgi dolu bir çocuktu Umut. Hepimiz onu o kadar çok seviyorduk ki anlatmam. İnsan bazen şu soruyu sorabiliyor kendine; ‘’Bu nasıl bir duygudur ki, senin öz çocuğun olmadığı halde bu kadar çok bağlandın ve seviyorsun bu çocuğu?’’ Umut’un bakımıyla tüm aile ilgileniyordu. Onu paylaşamıyorduk. Hepimiz birbirimize destek oluyorduk.

Umut büyüdükçe aklımdan bir çocuğa daha koruyucu aile olmak geçiyordu. Çocuk sahibi olamayan ailelere akıl sır erdiremiyordum. Hala neden beklediklerini neden bir çocuğa koruyucu aile olmadıklarını anlamıyordum. Bir çocuğun biyolojik olarak kendi çocuğumuz olması mı gerekiyor? Emekle her çocuk sevilir ve her çocukla bağ oluşur. Ben ‘’Biyolojik çocuklarımla Umut arasında bir fark hissetmiyorum’’ dediğim halde insanalar buna çok da inanmıyorlardı. Zamanla tüm akrabalarım ve arkadaşlarım Umut’u çok sevdiler. Tabi bu duruma olumsuz anlamda ciddi tepki gösteren akrabalarım da oldu. Umut, bana tepki gösteren akrabalarım dahil olmak üzere herkes tarafından o kadar çok sevildi ki, artık gören herkes bu fikrin nereden ve nasıl aklıma geldiğini sorup durmaya başladı. Bu sorgulamalar esnasın da ikinci çocuğu da almayı düşündüğümü söyledim. Tabi eşimi ikna etmek biraz zaman aldı yine. Ama hamd olsun yine başardım. Ve beş yıl sonra, üç buçuk yaşındaki Umut Can evimizin bir ferdi oldu. İlk başlarda yorulduğum için başaramayacağım korkusu içime düşse de Umut ve Umut Can’ın uyumlu olmasıyla, çoğu şeyin rayına girmesi benim de içimi rahatlattı. Daha yolun başındayız, tek isteğim  emanet olarak aldığım bu çocukları hayırlı bir şekilde büyütüp topluma kazandırmak. İnşallah kazasız belasız bir şekilde, Rabbim’in isteği doğrultusunda, hiçbir zaman onlara minnet etmem.

Kim bilir belki de üçüncüsü gelir…

Son olarak buradan tüm annelere ve anne olmak isteyenlere sesleniyorum. Yuvalardaki yavrularımıza sahip çıkalım. Onlar Allah’ın bize emanetleridir.

MEDİNE ÖZLÜK

Elif Naz’ın Annesi

Başlık 3

Evliliğimizin 11.yılı…kuzuma kavuşmamın 1.yılı kutlu olsun…. “Kızım benim, Naz’ım benim, söylenmemiş sözüm benim, içimdeki sızım benim, gözümdeki yaşım benim…” diye başlayan bir ninni…
Sene 2009’du. İlk tüp bebek tedavimin negatif sonucunu aldığım gün bir deftere yazmıştım ve hiç sesli sesli söyleyebileceğimi hayal etmemiştim.

Sonra 2. deneme, sonra 3. deneme. Yıllarca bedenimden çıkacak bir çocuk için çırpındım, uğraştım, olmadı. Derken gidilen hacılar hocalar ve aklınıza gelebilecek herşeyi denedim, olmadı ve artık “istemiyorum” dedim. “Yoruldum, bıktım, bunaldım ve evlat edinmek istiyorum” dedim. Tam iki koca yıl eşimi evlat edinmeye ikna etmek için uğraştım. Gözyaşlarım burdan fizana yol oldu ama  vazgeçmedim…

Sonra mı?
Şimdi kızımıza kavuşmamızın birinci yıl dönümü.
Evladım, kızım, Elif Naz’ım…
İyi ki diyorum, iyi ki gelmişsin de beni anne, babanı baba, bizi kocaman bir aile yapmışsın. Sana binlerce kez teşekkür etsem yine az be kuzum…

Doğurarak sevginin ne demek olduğunu annemden, doğurmadan büyütmenin sevgisini senden ve aralarında zerre fark olmadığını yine seninle büyürken öğrendim.
Sevgi aynı, aşk aynı, anne deyişimiz aynı…
Şimdi seni severken ciğerden  “yavrummm, kuzumm” diyorum ya sana, kaç yaşına gelirsen gel hep öyle diyeceğim.

Güzel kızım iyi ki geldin, hoşgeldin !
Seni çok seviyorum…
Sevgiler
Elif Naz’ın Annesi

BEN DE ANNEYİM

evlat-edinme

Bundan yaklaşık 2 yıl önce bana sorsaydınız neden çocuk sahibi olamadın diye size şunu söylerdim “ Kısmet değilmiş, kader”.

Şimdi şöyle diyebilerim ki bunun kısmetle, şansla, kaderle bir ilgisi yok. Birşeyler içimizde tamda beynimizin ortasında, tamda yüreğimizin derinliklerinde hala hissediliyorsa siz hala bu yolda devam ediyorsunuz ve vazgeçmemişsiniz demektir. İşte benim hikayemde bu noktada başlıyor.

Hikayemin en güzel anından başlamak istiyorum anlatmaya. Can sıkıcı süreçleri artık çok geride bıraktım. Düşündüğüm zaman hatırlamıyorum bile. Artık yok gibiler :)
Devamını Oku